Hem aç hem susuz olan bir eşek, kendisinden eşit uzaklıkta bir yere konulmuş olan su ve saman balyası arasında bir türlü karar veremeyip hem açlıktan hem susuzluktan ölür.

 

Buridan’ın eşeği olarak bilinen bu öykü felsefede özgür irade teması ile ilgili olarak kurulmuş bir paradokstur. Fabl ismini Fransız nominalist filozof Jean Buridan’dan (1295-1356) almaktadır. Kararsızlıkla ilgili bir konu açıldığında ilk olarak aklıma Buridan’ın eşeği gelir.. Kararsızlıklık nedir sorusuyla başlayalım.   Kararsızlık, bir konuda karar verememe ya da seçenekler arasında seçim yapamama olarak tanımlanabilir. Bir davranışın gerçek bir kararsızlık olup olmadığına karar vermek için öncelikle o davranışın üşengeçlikten, önemsememeden ya da motivasyonsuzluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemek gerekmektedir. Gerçek kararsızlıkta bir tereddüt vardır, neyin ya da hangisinin daha doğru olduğu konusunda bir sonuca varamama söz konusudur.  İşte bu nedenle  “En kötü karar kararsızlıktan  daha iyidir” sözü önemsenmelidir.

 Bazı insanlar günlük yaşamında karar vermeyi gerektiren bir durumla karşılaştığında kolayca karar veremez. Ne yiyeceğini, ne giyeceğini, nereye gideceğini , ne alacağını saatlerce (bazen de günlerce) düşünür. Bu kişilerin bir kısmında da verdiği kararın doğru olup olmadığı konusunun kafalarını sürekli meşgul ettiği görülür. Kararsızlık, hem kararsızlık yaşayan kişi için hem de bu durumdan etkilenen kişiler için çok yıpratıcı bir süreçtir.

Başlıca kararsızlık nedenleri

 

  • Özgüven eksikliği : Özgüveni yüksek kişiler daha kolay karar verirler. Fakat doğru karara varabilmek için bu özgüvenin sağlıklı bir özgüven olması gerekmektedir. Sağlıklı bir özgüvene sahip kişiler yeterince bilgi sahibi olmadıkları durumlarda konuyu başkasına danışmaktan hiçbir rahatsızlık duymazlar. Bir kez karar verdikten sonra ise verdikleri kararın doğru bir karar olup olmadığı akıllarından geçse bile farklı bir karar daha mı doğru olurdu düşüncesi akıllarını sürekli meşgul etmez. Sağlıklı özgüvene sahip kişiler yanlış karar verebileceğini ya da kararı yanlış sonuçlandıysa yanlış karar verdiğini kabul eder.

 

  • Hata yapma korkusu: Karar vermek bir yanıyla seçim yapmadır. Yerine göre de bir risk almadır. Yaptığı seçimin hata olabileceğini düşünmek birçok insanı kararsız bırakır. Hata yapma korkusu yaşayanlar hata yaparsa kendisinin kaybedebileceklerini ya da diğer insanların olası tepkilerini düşünür ve bunları abartırlar.

 

  • Çekingenlik / Utangaçlık : Çekingen ve utangaç kişilerin kararsız kalmalarının en önemli nedeni verdikleri karar nedeniyle başkalarının gözünde değerinin düşeceği endişesidir. Verdiği kararın beğenilmeyebileceğini, eleştirilebileceğini, yanlış anlaşılabileceğini ve tepki görebileceklerini düşünerek endişelenirler. Okul çağında öğretmen soru sorduğunda bilmesine rağmen cevap verememesi de buna bir örnektir. Bu kişilerde tüm kameralar onlara çevrilmiş gibi bir algı vardır. Ayrıca diğer bir önemli sorun da verdiği kararı nasıl açıklayacağı ve uygulayacağıdır. Özellikle başkalarını etkileyecek bir durum söz konusu olduğunda çekingen kişiler karar vermede daha çok zorlanmaktadırlar. Bu nedenle böyle durumlarda bir kararları olsa bile kararsız görünebilmektedirler.

 

  • Mükemmeliyetçilik: Özellikle Obsesif Kompulsif Bozukluk / Kişilik gibi durumlarda sıklıkla görülebilir. Böyle bir mükemmeliyetçilikte kişi ne yaparsa yapsın, ne kadar uğraşırsa uğraşsın mükemmele ulaşamadığını düşünür. Her yaptığında ve her yapılanda eksik bir şeyler bulur. Ayrıntılarla uğraşmaktan, ayrıntılara takılıp kalmaktan belli bir sonuca varamaz. En iyiyi, en güzeli, en mükemmeli yapmaya çalışırken karar veremezler.

 

  • Karşıdakinin ilgisini ve sevgisini kaybetme korkusu Bu yapıdaki kişiler bir yandan kendi isteklerini, bir yandan karşıdakinin isteklerini düşünürken kararsız kalabilirler. Kendi isteklerini yapmaya çalışırlarsa muhtaç olduğunu düşündüğü sevgiden mahrum kalacakları kaygısı yaşarlar. Çoğu zaman hiçbir istekleri, gereksinimleri yokmuş gibi davranır; karar vermeyi ya karşı tarafa bırakır ya da onun istek ve gereksinimlerine göre hareket ederler.

 

  • Bağımlı Kişilik Yapısı: Kendi başına karar veremeyen ve kendi adına başkasının karar vermesini bekleyen bağımlı kişilik yapısına sahip kişiler, her konuda kendi adına başkasının karar vermesini isterler. Onların bu beklentileri dışarıdan kararsızlık gibi görünebilir.

 

  • Bilgi sahibi olmadığı bir konuyla karşı karşıya olma
  • Kimlik karmaşası
  • Sorunlu, çatışmalı bir ortam
  • Karşıdakinin baskın tutumu
  • Her türlü kararın olumsuz sonuçlar içermesi

 

Kararsızlıkla nasıl Mücadele edilebilir?

 

Madde madde sıralamadan önce şunu unutmamalıyız ki karar vermeyi öğrenmek istiyorsak kaybetmekten korkmamalıyız!!!

  • Sadece duruma odaklanın: Kişisel hislerinizi bir kenara bırakın ve edindiğiniz bilgiler doğrultusunda mevzuyu kişiselleştirmeden ilerleyin. Gizli bir dedektif veya muhabir olduğunuzu düşünün. Ya da bir hakem…. Elinizdeki veriler, bilgiler, kanıtlar ne gösteriyor? Ne şekilde ilerleyip ne tür bir karar vermelisiniz?

 

  • Kısa-uzun vade kıyaslaması yapın: Alacağınız kararın büyüklüğüne göre adım atmada kısa ve uzun vade kıyaslaması işinize yarayabilir. Çünkü alacağınız karar uzun vadede sizi daha mutlu edecekse veya kısa vadede yapmanız gereken bir şeyse, bu duruma göre kararınızı verin. Kısa vadede olması gereken bir şey mi? Karar verilmesi gerekiyor mu? Yoksa bir süre daha bekleyebilir mi?

 

  • 10/10/10 Kuralı : Harvard Business Review editörü Suzy Welch, iş hayatı ve ailesi arasındaki dengeyi kurabilmek için 10/10/10 kuralı fikrini ortaya atmıştır. Welch, hayatında karşısına çıkan sorunları bu şekilde çözdüğünü belirtmiştir. Bir karar vermesi gerektiğinde, kendisine 3 soru sormaktadır;

 

10 dakika sonra verilen kararın sonucu hakkında ne hissedeceksin?

Bundan 10 ay sonra nasıl hissedeceksin?

Bundan 10 yıl sonra nasıl hissedeceksin?

 

O anda hislerle alınan kararlar yerine, Welch bu sorulara verilen cevaplarla daha iyi bir seçim yapabildiğini fark etmiştir.

 

10/10/10 kuralını kararınızı ve geleceği şekillendirmek, için kullanabilirisiniz. 10/10/10 kuralı hayatınızdaki önemli şeylerle yüzleşmenizi sağlayacaktır. Bugün sizin için önemli olan şey 10 yıl sonra aynı önemi korumayabilir.

 

  • İhtiyaca bağlı olarak karar verme süresi koyun: Belli bir süreye kadar karar vermeniz gerekiyorsa takviminizde bunu işaretleyin. Bu şekilde ne zamana kadar düşünmeniz veya ne tür bir karar vermeniz gerektiğini daha rahat kestirebilirsiniz. Böylece zamanı gelince kararı vermeye hazır olursunuz.

 

  • Artıları ve eksileri listeleyin: Yine kararın büyüklüğüne göre artı ve eksileri listeleyip eldeki seçenekleri yazılı olarak görmekte fayda var. Belki akşam nereye gideceğiniz konusunda bir listeye gerek yoktur ama yapacağınız tatil planında vermeniz gereken önemli kararlar için bir liste işinizi kolaylaştırabilir.

 

  • Karar verdikten sonra beklemeye bırakın: Bazen her şeyden emin karar veririz ve birkaç gün sonra aslında bu kararın ne kadar da saçma/yanlış olduğunu fark ederiz. İşte böyle durumlarda bazen zamanından önce karar vererek yanlış bir karar almanın önüne geçmiş olursunuz. Bunun için kararı alın ve bekleyin. Eğer aldığınız kararların sonuçlarını görmeye başladıysanız, elde ettiğiniz sonuçlara göre hareket etmekte fayda var.

 

Karar vermeyi işkence mi yoksa özgürlük mü olarak yaşamak istersiniz? Bu soruyu kendinize sık sık sormanızda fayda vardır.  Özgürlük olarak yaşamak istiyorsanız hata yapma lüksünüz her zaman vardır.

 

Sağlıklı Günler Dilerim

Uzm. Dr. Burhan Burhanoğlu

Psikiyatrist & Psikoterapist

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku