Sınav Kaygısı Nedir, Nasıl Oluşur?

Sınav kaygısı, bilimsel olarak ilk kez 1960’larda Richard Alpert tarafından incelenmeye başlanmıştır. Alpert, girdiği sınavlarda hissettiği baskının kendisinin başarısız olmasına neden olduğunu fakat meslektaşı Ralph Haber’in sınavlardan önce hissettiği baskının onun daha iyi sonuçlar elde etmesini sağladığını fark etmiştir.

Böylece Alpert ve Haber’in çalışmaları sonucunda iki tip kaygılı öğrenci olduğuna işaret edilmiştir.  Bunlardan birincisi, kaygı nedeniyle başarısı düşenler, ikincisi ise sınavda başarılı olma kaygısıyla motive olarak başarılı olanlardır.

Basit bir tarifle sınav kaygısı, sınav durumlarında yaşanan ve her bireyi farklı etkileyen bir kaygı türü olarak düşünülebilir. Öğrencinin başarısının değerlendirildigi bir durum olan sınavlar hemen her öğrenci için bir miktar belirsizlik içerir ve bazı öğrencilerde psikolojik gerginlik yaşanmasına sebep olur.

Sınav kaygısı toplumumuzun (öğrenciler, aile çevresi) büyük bir bölümünü ilgilendirmektedir. Etkilenen kesim her yıl artarak devam etmektedir. İster yıl içinde okuldaki sınavlara ister üniversite sınavı gibi önemli bir sınava hazırlık döneminde olsun, hemen her öğrenci zaman zaman çalışılması gereken derslerin veya konuların birikmesi, sınav tarihini yaklaşması ve bunların altında nasıl kalkacağını bilememesi sonucu bıkkınlık ve karamsarlık duygusuna kapılır. Son derece normal olan bu duygular nedeniyle ümitsizliğe kapılmak ve kendini çaresiz ve  güçsüz hissederek çalışmayı ve mücadeleyi bırakmak gereksizdir. Çünkü bedensel zihinsel ve davranış düzeyindeki düzenleme ve çabalarla sınav kaygısı ile başa çıkmak mümkündür.

Sınavlar ve değerlendirilme durumları; işlerde ve okullarda bireyin statüsüyle ilişkili önemli kararların verilmesini sağlayan, bu yönüyle kişide kaygı yaratan uyarıcılar olarak karşımıza çıkar. Sınav koşulları hayatımızda sık sık olustuğu için, pek çok kişinin hayatında önemli bir yere sahiptir ve sınavların sonuçları yetiskin yaşamının pek çok alanında büyük bir etkiye sahiptir. Sınava girme; özellikle sınavın sonucu kariyer basamakları ya da gelecek fırsatları için bir kapı olarak algılandığı zaman, ergenlerin yaşamlarında büyük bir stres kaynağı olabilmektedir.

Pek çok kişi sınavlarda başarılı olma yeteneğine sahip olmasına rağmen, başarılarını düşüren kaygı seviyelerinden ötürü kötü performans gösterirler. Gerilim hissi, sınavlarda ya da karar verme anlarında dikkati toplamaya yardım edebilir ancak; çok fazla olduğunda performansın ve kendine güvenin azalmasına neden olur. Suinn (1968) sınav kaygısını; sınavdaki basit cümleleri okumada ve anlamada zorluk ve çalışılan bilginin hatırlanmasında ya da düşünceleri bütünlestirmede yetersizlik olarak tanımlamıştır. Sınavda basarılı olamamaktan ve basarısız sonuçlardan korkma bu duygunun kalbindedir.

 

Sınav kaygısı, DSM- IV’de ,“sosyal fobi” sınıflaması içerisinde yer almaktadır. Sosyal fobi, sosyal durumlarda ya da değerlendirilme durumlarında oluşabilen utanma ve korku duygularıyla tanımlanmıştır. Bu bağlamda “değerlendirilme korkusu”, sınav kaygısının merkezindedir.

Sınav kaygısı; sınav ya da benzer değerlendirilme durumlarındaki yeterlik kaybından ya da olası olumsuz sonuçlarla ilişkili davranışsal, duygusal, bilişsel ve fizyolojik tepkilerden oluşur. Sınav kaygısının özellikleri, hem bilişsel hem de fizyolojik tepkileri içerir.Sınav kaygısı başlangıçta tek boyutlu bir yapı olarak ele alınmıştır. Son zamanlarda ise birbirleriyle ilişkili, bilişsel, duygusal, fiziksel ve davranışsal tepkileri içeren çok boyutlu bir yapı olarak ele alınmaktadır.

Araştırmacılar sınav kaygısının biliş boyutunu (sınavla alakasız endise içeren düşünceler gibi), heyecan boyutunu (gerilim, fiziksel tepki ve algılanan uyarılma) ve davranış boyutunu (yetersiz çalışma becerileri, kaçınma davranışları gibi) ayrımlaştırmayı yararlı bulmuşlardır. Böylece sınav kaygısı olan kişiler, değerlendirme durumlarında gözlenebilen davranışları, düşünceleri, fizyolojik tepkileri ve duygularıyla tanımlanmaktadırlar. Değerlendirilme durumlarında kaygı yaşayan kişiler,sınav kaygısı tepkilerinden hepsini ya da bazılarını yaşayabilirler. Durumluk kaygı tepkisi; kaygı uyandıran çeşitli durumsal faktörlere, çözülmesi gereken problemin dogasına, bireyin geçmis deneyimlerine ve yapısal özelliklerine göre değişebilir.

Davranışsal kaçınma sınav kaygısının sürdürülmesinde anahtar bir rol oynar. Sınava yönelik çalışmaya ya da ev ödevlerini tamamlamaya yönelik başarısızlık, sınav için gereken bilginin kazanılamamasına yol açar. Bu hazırlanma eksikligi sınav durumlarında kaygıya ve zayıf performansa neden olur ve bu da çalısmadan daha fazla kaçınmaya yol açar. Ayrıca sınavda kaygı yaşayan öğrenciler, güçlü kaygılarından ötürü, performanslarına zarar veren, görevle ilişkisiz davranışlarda bulunmak için güçlü bir dürtü hissedebilmektedirler.

Spielberger ve arkadaşları sınav kaygısını, sınavlarla iliskili duruma özgü bir kaygı olarak tanımlamışlardır. Sınav kaygısı olan öğrencilerin, genel olarak daha yüksek seviyelerde sürekli kaygıya sahip olduklarını ve sınavda daha yüksek seviyelerde durumluk kaygısı deneyimlediklerini saptamışlardır.

sinav kaygisi-olcegi

Dibattista ve Gosse (2006) çalışmalarında, sınav kaygısının sürekli kaygıyla ilişkili olduğunu fakat sürekli kaygıdan kaynaklanmadığını saptamışlardır. Sınav kaygısı farklı dönemlerde tekrar tekrar yaşandıgı zaman, sürekli kaygının duruma özgü bir tipi olabilir ve giderek öğrenci kişiliğinin önemli bir parçası haline gelebilir. Hembree (1988) meta analiz çalışmasında sınav kaygısının, doğrudan doğruya ve güçlü bir şekilde, genel kaygıyla ve sürekli ve durumluk kaygısıyla ilişkili olduğunu göstermiştir.

Sınav kaygısı, bazı yazarlar tarafından durumluk (state) sınav kaygısı ve sürekli (trait) sınav kaygısı olarak ikiye ayrılmıştır. Durumluk sınav kaygısı, belirli bir değerlendirme durumu ile uyarılan kaygılı duygu durumudur. Sürekli sınav kaygısı, her değerlendirme durumunda kaygılı olma eğilimidir. Durumluk sınav kaygısı, sürekli sınav kaygısından daha az kalıcıdır.

Durumluk ve sürekli sınav kaygısının sabitliğinin yaşa göre değiştiği, yetiskinlerde daha kalıcı olduğu saptanmıştır. Akranlarından daha yüksek sürekli sınav kaygısı olan öğrenciler, daha fazla durumluk sınav kaygısı deneyimlemektedirler. Durumluk ve sürekli sınav kaygısını karşılaştıran araştırmalar, sürekli sınav kaygısının genelde, durumluk sınav kaygısı ölçümleri kadar performansla güçlü bir şekilde ilişkili olmadığını saptamışlardır.

Değerlendirilme stresi, sınav kaygısı fazla olan öğrencilerde, görevle alakasız endişeli düşüncelere saplanma eğilimi yaratmaktadır. Ayrıca sınav kaygısı yaşayan öğrencilerde, değerlendirilme durumlarını kişisel olarak tehdit edici olarak algılamanın; endişe, sinirlilik ve duygusal uyarılmışlık yarattığı saptanmıştır.

Sınav kaygısı fazla olan ögrenciler, sınavla ilişkili düşük öz yeterlilige sahiptirler, sınavları tehdit edici olarak algılarlar ve performans sonuçlarını kontrol etme üzerinde çaresizlik atıfları vardır. Kaygısı fazla olan bireylerin, güçlü olumsuz değerlendirilme korkuları ve testlere karşı olumsuz hisleri bulunmaktadır.

Hagtvet, Man ve Sharma’nın (2001) yaptığı bir çalışmada sınavda kaygı yaşayan öğrencilerin kendilerini, geniş bir sosyal akademik bağlamda değerlendirdikleri saptanmıştır. Sınav kaygısı olan ögrenciler sınav sırasında digerlerinin (ögretmenleri, diğer ögrenciler ve aileleri gibi), kendi performanslarına ilişkin düşünceleriyle ilgilenmektedirler. Yapılan başka bir araştırmada, başarılı fakat kaygılı öğrencilerin sınavla ilgili gerçekçi olmayan beklentilere sahip oldukları bulunmuştur.

KAYNAKLAR

  • Zeidner M (2004) Test Anxiety, Encyclopedia of Applied Psychology, 545- 556.
  • Hembree  R (1988) Correlates, Causes, Effecs and Treatment of Test Anxiety, Review of Educational  Research, 58 (1): 47-77.
  • Peleg-Popko O (2004) Differentiation and Test Anxiety in Adolescents, Journal of Adolescence, 27: 645- 662
  • Goleman, D. (1999). Duygusal zeka: neden IQ’dan daha önemlidir” Çev. B. S. Yüksel. (14. Baskı). İstanbul; Varlık Yayınları.
  • France R, Robson M (1997) Cognitive Behavioural Therapy in Primary Care,London: Jessica Kingsley Publishers.
  • Lufi D, Darliuk L (2005) The _nteractive Effect of Test Anxiety and Learning Disablities Among Adolescents, International Journal of Educational Research, 43: 236-249.
  • Pekrun R (2002) Test Anxiety and Academic Achievement, International Encyclopedia of the Social & Behavioral Sciences, 15610- 15614.
  • Shermıs MD, Lombard D (1998)  Effects of Computer- Based Test Administrations on Test Anxiety and Performance, Computers in Human Behavior, 14 (1): 111-123.
  • Dıbattısta D, Gosse L (2006)  Test Anxiety and the Immediate Feedback Assessment Technique, Journal of Experimental Education,  74(4): 311- 325.
  • Pekrun R (2002) Test Anxiety and Academic Achievement, International  Encyclopedia of the Social & Behavioral Sciences, 15610- 15614.
  • Hong E (1998) Differential Stability of Individual Differences in State and Trait Test Anxiety, Learning and Individual Differences, 10 (1): 51-69
  • Deffenbacher JL, Hazaleus SL (1985) Cognitive, Emotional and Physiological Components of Test Anxiety, Cognitive Therapy and Research, 9(2): 169-180.
  • Hagtvet KA, Man F, Sharma S (2001)  Generalizability of Self- Related Cognitions in Test Anxiety, Personality and Individual Differences, 31: 1147- 1171.
Devamını Oku

Kaygı Nedir, Nasıl Oluşur?

Kaygı; bedenin ve zihnin, gerçek ya da hayali, tehdit ya da tehlike algısıyla oluşan bir durumudur. Kaygı durumları, korkunun ve endişenin aşırı bir derecesi olarak tanımlanır ve strese verilen en ortak tepkilerden biri olarak kabul edilir.

Kaygının üç temel bileşeni vardır. Bunlar :

1. Endişeli-rahatsız edici düşünceler ve hisler: Kaygının bu bileşeninde, dış bir sebeple olusan panik duygusu ve katastrofik imgelerle ve düsüncelerle olusan bellek ve dikkat eksiklikleri vardır. Problem çözümündeki yetersizlikten ötürü performansta bozulmaya neden olurlar.

2. Bedensel tepkiler: Sempatik sinir sisteminin asırı çalışması; anormal derecede uzun ve derin solunuma ve kalp hızında artışa neden olur. Kaygıya bağlı olarak oluşan diğer fiziksel belirtiler ise, gerilim tipi baş ağrısı, yorgunluk ve uykusuzluktur.

3. Davranış değişiklikleri: Kaygı, rahatsız edici durumlardan kaçmaya ve bu durumlardan kaçınmayı öğrenmeye sebep olur. Hem kaçma hem de kaçınma, benzer bir durumla yüzleşmeyi daha güçleştirir ve güvenin kaybolmasına neden olur. Kaçınma, rahatsız edici düşüncelerden bilişsel kaçınmayı ve görevlerden kaçınmayı kapsar; aktivitelerde ve performansta azalmaya neden olur.

Kaygının bileşenleri birbirleriyle etkileşim içerisindedirler. Kaygının fiziksel belirtileri kaygılı düşünceleri besler; kaygılı düşünceler de endişeli hislerde artışa neden olur. Kaygının bileşenleri arasındaki ilişkinin incelendiği bir araştırmada; yüksek durumluk kaygısı olan katılımcılarda, düşük durumluk kaygısı olan katılımcılara göre, kaygının bileşenleri arasında daha fazla etkileşim saptanmıştır. Bu birleşme yüksek durumsal kaygıda sinyallere daha güçlü fizyolojik tepkisellikle açıklanmıştır.

663383 298x298

KAYGIYI SÜRDÜREN ETKENLER

Kaygı başlangıç nedeninden farklı pek çok etmen tarafından sürdürülebilir. Kaygının iç oluşumundan sonra diğer etmenler kaygının sürdürülmesine katkıda bulunabilirler. Kaygıyı sürdüren etmenler dört grupta toplanabilmektedir. Bu gruplar aşağıdaki gibidir:

1. Rahatsızlık verici düşünceler

2. Kaçma yada kaçınma

3. Güven kaybı

4. Yaşam olayları

Rahatsızlık Verici Düşünceler: Üzüntü verici düşünceler genellikle, kaygının belirtilerine yönelik bir açıklama bulmaya teşebbüs edildiği zaman oluşurlar. Bu düşünce hataları dört sınıfta toplanabilir:

a) Bir felaketin olasılığının (uçak kazası gibi) aşırı abartılması;

b) Korkulan bir olayın (sınav gibi) şiddetinin aşırı değerlendirilmesi;

c) Kişinin kendi başa çıkma kaynaklarını aşırı az bir sekilde değerlendirmesi;

d) Dış destek faktörlerinin (arkadaşlardan ya da aileden destek gibi) aşırı az bir şekilde değerlendirilmesi.

Kaçma ya da Kaçınma: Kaygı yaratan durumlardan kaçma ya da onlarla yüzleşmekten kaçınma, geçici bir rahatlama sağlar fakat bir döngüye neden olur. Gerçek bir tehlikenin olmadığı durumlarda da kaçınma tepkisi gelişir, kaçınılan durumların listesi artar ve bu durumlarla başa çıkmak daha zor hale gelir. Kişinin yaşamı sınırlanmaya başlar.

Güven Kaybı: Güven duygusu basarı deneyimleriyle olusur, kaçma ya da kaçınma basarı deneyimlerini engelleyerek güven kaybına neden olur. Bir basarısızlık diger basarısızlıklardan korkmaya yol açar ve kisiye önceden kolay gelen görevler daha zor gelmeye baslar.

Yaşam Olayları: Yaşam olayları, hem kaygının temel sebebi olabilirken hem de kaygıyı sürdüren etmen olabilmektedirler. İki ya da daha fazla stresli olay aynı dönemde meydana gelirse daha ciddi bir durum oluşur.

Kaynaklar:

  • France R, Robson M (1997) Cognitive Behavioural Therapy in Primary Care,London: Jessica Kingsley Publishers.
  • Peleg-Popko O (2004) Differentiation and Test Anxiety in Adolescents, Journal of Adolescence, 27:645- 662.
  • Lufi D, Darliuk L (2005) The _nteractive Effect of Test Anxiety and Learning Disablities Among Adolescents, International Journal of Educational Research, 43: 236-249.
  • Calvo MG, Miguel- Tobal JJ (1998) The Anxiety Responce: Concordance Among Components, Motivation and Emotion. 22 (3) : 211- 228.
Devamını Oku