Çocuk İstismarı

Haber programlarında gazetelerde ya da çevremizde sıklıkla gördüğümüz toplumsal olarak bizi derinden yaralayan çocuğa verilebilecek en büyük zararlardan biri olan onu cinsel yönden bir yetişkinin kendi isteği doğrultusunda çocuğu kullanması gitgide artan yada eskiye göre daha çok ortaya çıkabilen bir durum halini almaktadır.

Çocuk istismarı-ihmali nedir?

Çocuk istismarı fiziksel ya da psikolojik olarak bir çocuğa bir yetişkin tarafından kötü davranılmasıdır. Ayrıca çocuklara kötü muamele, çocuk istismarı ve ihmali ile çoğu zaman eş anlam taşır. Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şöyle tanımlar: “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.”
Çocuk; doğduğu andan itibaren büyüme süreci içinde ailesiyle kurduğu etkileşimden çıkardığı sonuçları özümseyerek kişiliğinin ve ruhsal yapısının temellerini oluşturmaktadır.Çocuk ana babaya yalnızca bakım ve beslenme açısından değil aynı zamanda ilgi ve sevgi bakımından da muhtaçtır. Çocuk sevgi dolu ve huzurlu bir aile ortamında kurduğu temellerle davranışlarını, sosyal ilişkilerini ve topluma uyumunu düzenler. Bu nedenle, ana babaların çocuklarına karşı gösterdikleri tutum ve davranışlar çocuğun yetiştiği ortam, çevresindeki diğer yetişkinlerin davranışları da çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirmesi açısından önemlidir.Çocukların aileleri veya çevreleri tarafından cinsel istismara maruz kalmaları onları, psikolojilerini, sosyal yaşantılarını, gelecekte verecekleri kararları ve yaşam kalitelerini ve gelişimlerini olumsuz olarak etkileyebilmektedir.

 

12

Cinsel İstismara neden olan etkenler nelerdir?

A. Psikososyal ve Kültürel Risk Etkenler:

Geleneksel erkek egemenliğini romantikleştiren ve popüler yapan medya programları,medya yolu ile çocuklara gösterilen cinsel ilgiye toplumsal tolerans gösterilmesi,cinsel saldırganlara yönelik hukuki yaptırımların zayıf ve yetersiz olması,duygularını cinsel bir yolla ifade etmeyi öğreten kültürel normlar,mastürbasyonu bastıran moral normlar,pornografi gibi aşırı uyaranların kolay ulaşılır olması ve seyredilmesi,sosyal açıdan izole olmuş aile, aile bireyleri arasındaki sınırların ve mahrumiyetin erozyona uğraması,
B. Kişisel ve Psikolojik Risk Etkenleri:

Saldırganların güçlü olma ve kontrol etme ihtiyaçları,karşı cinsle sağlıklı iletişim kurabilme düzeyinde cinsel olgunlaşmaya ulaşmamış olması,reddedilme veya yetersiz olma korkusu,alternatif cinsel doyum kaynaklarının ulaşılmaz olması veya tam tatmin etmemesi,saldırganın kendine özgüvenini tehdit eden stres durumları,evlilik ilişkisinin işlevselliğini kaybetmesi, evlilik sorunları ve cinsel işlev problemleri,aile içi şiddet, ebeveyn-çocuk bağlılığının uzak olması, anne yoksunluğu veya hasta olması,alkol ya da madde kullanımı,psikopatolojik rahatsızlıklar.

Hangi özelliklere sahip çocuklar cinsel istismar riskiyle karşılaşabilir?
Cinsel istismar, sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi ne olursa olsun, her yaş grubundan çocuklar tarafından yaşanmaktadır.Zihinsel ve fiziksel özürlü çocuk ve kadınların daha çok istismar edildiği bilinmektedir.Sosyal olarak izole olmuş, ekonomik olarak güçsüz ve duygusal olarak koruyucu olmayan ailelerdeki çocuklar daha çok cinsel istismar yaşamaktadır.Bir çok cinsel istismar olayı aile içinde ya da çocuğa yakın kişilerce yapılmaktadır.Aile dışı cinsel istismar her şekilde olabilir ve daha uzun sürebilir.En sık rastlanılan cinsel istismar türünün parmakla penetrasyon ve penil vajinal olduğu bulunmuştur.Şiddet içerikli cinsel saldırı ve tecavüzlerin daha çok yabancılar tarafından yapıldığı bulunmuştur.

Çocuklar neden cinsel istismar olayını söyleyemezler?
Olayın ne olduğunu anlamayacak ve kelimelerle ifade edemeyecek kadar küçük olabilirler,olayın gizli tutulması için tehdit edilmiş veya rüşvet verilmiş olabilirler,cinsel istismar yolu ile verilen ilgiden ve buna eşlik eden duygulardan dolayı kafaları karışmış olabilir,kimsenin kendilerine inanamayacağını düşünürler,kendilerini suçlarlar veya kendilerinin kötü olduğuna ve istismarın kendileri için bir ceza olduğuna inanırlar,çok utanıyor olabilirler,cezalandırma korkusu yaşayabilirler,sevdiklerinin sorun yaşayacağı korkusu ile söylemeyebilirler.

Cinsel istismar çocukları nasıl etkiler?
Çocukların aile içi veya aile dışı şiddete maruz kalmaları psikolojik, sosyal ve bilişsel gelişimlerini olumsuz etkiler. İhmal edilen ve istismara uğrayan çocukların, istismar yaşantısına özgü tipik davranım bozuklukları gösterdikleri ve hem travmayı izleyen kısa dönemde hem de travma sonrasındaki uzun bir dönemde ağır ruhsal sorunlar yaşama riskine sahip oldukları gözlenir:
a. Fiziksel Etkiler :
Baş ve karın ağrısı, kusma, iştah azalması,çocuklarda açıklaması olmayan dudak/ağız ve genital/anal çevresinde ağrı, şişme, kızarma, kanama, iltihap kapmaları, üriner iltihaplar ve cinsel yoldan transfer edilmiş hastalıkların olması.
b. Psikolojik Semptomlar :
Dikkat eksikliği,öfke nöbetleri,depresyon ve kaygı,kendine saygıda düşüş, güven eksikliği, disosiyatif bozukluklar (unutkanlık, aşırı hayal kurma, trans benzeri durumlar, hayali arkadaşın olması ve uykuda yürüme),Uyku rahatsızlıkları, yeme bozuklukları.
c. Davranışsal Semptomlar :
Aşırı temizlenme ihtiyacı veya temizliğin ihmali,daha bebekçe davranışlar geliştirme,İnsanlardan veya bazı yerlerden korkmak ve kaçmak,okul ve disiplin problemleri, suça yönelme,madde bağımlılığı, kendine zarar, intihar girişimleri,cinsel eylemlerin çoğalması ve erken yaşta hamile kalma,Yetişkinlerin cinsel davranışlarını taklit etmek,Kendileri, başka çocuklar ve oyuncakları ile cinsel içerikli oyunlar oynamak,Kendi yaşlarının üzerinde olan cinsel bilgiyi dolaylı yoldan yapılan konuşmalar, sözler, ifadeler ve davranış yolu ile göstermek.

2

Çocuklar cinsel istismara maruz kaldığını ne zaman ve nasıl söyler?
İstismarın derecesi, sıklığı artar ve çocuğu korkutursa,cinsel istismardan korunmayla ilgili bilgi alırsa ve kendisine yapılanın doğru olmadığını fark ederse ve söylenmesi gerektiğini öğrenirse,kardeşleri kendisinin ilk istismar edildiği yaşa gelmişse onları korumak maksadıyla,ergenliğe gelip hamilelikten korkarsa,İstismarcının baskısından kurtulmak istediğinde,çocuk güvenebileceği ve kendisi ile yakından ilgilenen bir yetişkinle karşılaşırsa,fiziksel bir yakınması (üriner enfeksiyon vb.) sonrası doktora gittiğinde,ayrıca çocuklar sırlarını en yakın arkadaşları ile paylaşmak istediklerinde.

Çocuğun Cinsel İstismara Maruz Kaldığını Nasıl Anlarız?
Özellikle fiziksel, duygusal ve davranışsal belirtiler çocukların cinsel istismara maruz kaldıklarının açık göstergesi olurlar.
Eğer bir çocuk;
Sık sık baş ve karın ağrısı, kusma, iştah azalması, genital şikayetler ve cinsel enfeksiyonlar yaşıyorsa,dikkat eksikliği, öfke, depresyona benzeyen donuklaşma, olağan aktivitelerden geri çekilme ve insanlar yanında yoğun kaygı ve kaçma eğilimleri gösteriyorsa,aşırı temizlenme ya da temizliği ihmal etme, cinsel ilişkiye dayalı bilgiyi sözel ve davranışsal olarak sergiliyor ve oyunlarda sık oynuyorsa ve okul ve sosyal becerilerde gerileme yaşıyorsa istismara maruz kaldığını söyleyebiliriz.
Çocukları Cinsel İstismardan Nasıl Koruyabiliriz?
Güvenliklerini sağlamayı öğretin bedenlerini korumayı öğretin.Hayır demeyi öğretin.Yardım istemeyi öğretin.Onlara sizinle her türlü sorunu paylaşabileceği inancını yerleştirin.Her zaman sır saklanmayacağını öğretin.Dokunulmayı reddetmeyi ve sınırlar koymayı öğretin.Büyüklerin bazı kurallara uymayacağını öğretin.
Cinsel İstismara Uğrayan bir Çocukla karşılaşıldığında Neler Yapılmalı?
Durumu yazılı ya da sözlü olarak en yakın karakol ya da Cumhuriyet Savcılığına bildirimde bulunulmalıdır.Bir çocuğun cinsel istismara maruz kalma durumunda bulguların kaybolmaması için çocuğu en yakın sağlık kurumuna götürerek rapor alınmalıdır.Savcılık durumu Adli Tabibliğe gerekli incelenmeler yapılması için yönlendirir.Çocuğun ruhsal belirtileri çok ve fazla ise bir sağlık kuruluşundan ve profesyonelden yardım alın.
Çocuk Cinsel İstismara Uğradığını Söylediğinde Ne Yapmak Gerekir?
Çocuğun uzun süre birçok sorun yaşamasına sebep olan bazen de cinsel istismar ortaya çıktığında çocuğa verilen mesajların içerikleridir. Bir çocuk cinsel olarak istismara maruz kaldığını belirtiyorsa;Anlattıklarına inanın çünkü çocuklar bu konuda yalan söylemezler.Çocuğun korkup kaygılanmasına neden olacak abartılı tepkiler vermeyin.Bu durumun O’nun suçu olmadığını, herşeyin düzeleceğini söyleyin.Kendisine yardım edeceğinizi ve güvende olacağına dair teminat verin.Konuyla ilgili konuşması için zorlamayın, ama çocuk konuyu konuşmak istiyor ve sık sık gündeme getirme ihtiyacı hissediyorsa dinleyin.Çocuğun anlattığı istismar öyküsüne hiçbir şekilde yorum yapmayın. Eğer çocuk kendisinin bu olayı hakkettiğine dair çarpıtılmış inançlar geliştirmiş ise bunun hiç bir şekilde kendisinin suçu olmadığını söyleyin.Meraka dayalı sorular değil (Nerde oldu, nasıl oldu, ne zaman başladı, ne yaptı vb…), duygularına dayalı sorular sorun (ne hissettin, nasıl hissediyorsun, duyguların neler vb.).Durum ortaya çıktıktan sonra neler olacağına dair bilgi vererek çocuğu olacaklar konusunda hazırlayın.Çocuğun sosyal olarak damgalanmaması için durumu sadece bilmesi gereken kişiler arasında tutun.Sizin (öğretmenler, aile bireyleri) bu travmatik olaya yaklaşımınız çocuğun olayı kısa zamanda atlatıp sağlıklı hayat ve gelişimine devam etmesine yardımcı olacaktır. Çocukla kuracağınız sevgi, şefkat ve güven içerikli bir ilişkinin iyileştirici gücü fazladır.Çocuğa haklarının ne olduğunu, neler yapabileceğini ve yapmaya karar verdiği davranışın ne gibi sonuçları olacağını bildirin.

1
Uzun Bir Süreçte Cinsel İstismara Uğramış Bir Çocuğa Nasıl Davranmalıyız?
Güvende olma, dinlenme ve beslenme gibi fiziksel ihtiyaçlarını her daim karşılayın.İhtiyacı olan sevgi, şefkat ve ilgiyi verme konusunda her zaman sürekli ve istikrarlı olun.Yaşadığı olayla ilgili tepkilerin (sizin ve başkalarının) her zaman yargılayıcı ve suçlayıcı olmamasına dikkat edin.Ev ve okula ilişkin sorumluluklarını aksatıyorsa bu konularda beklentileri geçici bir süre erteleyin.Çocuğu duygularını ifade edebilmesi, normal bir hayat uyumu yakalayabilmesi için yapılandırılmış ama basit ev ve rehabilitasyon uğraşlarına yönlendirin.Sık sık düşünce ve duyguların sözel ve oyunla ifadesini teşvik edin.Yaşadığı olayı anlatmak isterse konuşmasına izin verin ve dinleyin.Çocuğun olay sonunda içinde olacağı ruhsal ve yasal süreç içinde her daim destekleyin, yanında olun.Cinsel istismarla iligli yanlış anlama ve çarpıtmalarını düzeltin.İstismarın etkisiyle bazı çocuklar duygusal, sosyal ve zihinsel olarak gerileme gösterebilirler. Bu durumu anlayışla karşılamanız ve çocuğu eleştirmemeniz çok önemlidir.Bazı çocuklar yaşlarının çok ötesinde cinsel bilgiyi sözel olarak gündeme getirip cinsel içerikli oyunlar oynamaya devam edebilirler. Fazla tepki vermeden uygun bir yerde çocukla birebir bu yaptığının yaşadığı olaydan kaynaklandığını, diğer çocuk ve erişkinlerden olumsuz tepki almaması için bu davranışlara dikkat etmesi gerektiğini söyleyin.
Çocuğa yönelik cinsel istismarı önleme konusunda neler yapılabilir?
Çocuğa yönelik cinsel istismar bedensel olduğu gibi psikolojik bütünlüğü de zedeleyen bir olaydır. Çocukların maruz kaldıkları herhangi bir istismardan duygusal, cinsel ve sosyal olarak etkilenmemeleri ve bu yaşantının kişilik gelişimini derinden etkilememesi olanaksızdır. Sadece cinsel değil, aynı zamanda duygusal ve fiziksel şiddeti öğrenmenin çocuklukta gerçekleşip yetişkinlik süresince kalıcı hale geldiği dikkate alınırsa, çocuklara yönelik istismarı önleyici çalışmaların önemi kavranabilir. Ancak bu çalışmalar ülkemizde hiç de yeterli değildir. Çocukların cinsel ve fiziksel istismarı karmaşık ve toplumsal bir sorundur ve buna neden olan bir çok psikolojik, sosyal ve kültürel etkenleri inceleme ve değiştirme gereğini ortaya çıkarmıştır. Öncellikle toplumun bir bütün olarak bu sorunu tanımlaması ve önüne geçmesi için ailelere ve halka yönelik eğitim programlarıyla toplumun çocuk istismarlarına yönelik sağlıklı tutum ve tavırlar geliştirmesi gerekmektedir. Okullarda veya basın ve yayın organlarını kullanarak çocuklara yönelik yapılan istismarlar hakkında bilgilendirme çalışmalarının çocukların istismardan ailelerini haberdar etmeleri ve ailelerin de çocuklarını istismardan korumaları konularında olumlu sonuçlar vermektedir.

Uzm. Dr. Burhan Burhanoğlu
Psikiyatrist & Psikoterapist
www.fethiyepsikiyatri.com
(0252) 614 97 00

Devamını Oku

Ergenlerle İletişim

Ergen çocuğumla nasıl iletişim kurabilirim?

Ergenler ve ebeveynler arasında ortak bir dili konuşabilmek çoğu ailenin dilediği ancak bir türlü gerçekleştiremediği bir olgudur. Ebeveynler ergen çocuklarından, ergenler de ebeveynlerinden şikayet ederler. Sonucunda da her iki tarafın da konuştuğu ancak kimsenin birbirini dinlemediği bir karmaşa oluşur.

Ergenle iletişimin doğasında neler vardır?
-Bir ergenle iletişim kurarken, onun gerçekliklerini dikkate almak son derece önemlidir. Ergenlik döneminde sergilenen bir çok davranışı “sorun” olarak değil, “doğal” olarak kabul etmekle işe başlamak gerekir. Çocuğun davranışları sorun olarak kodlandığında, daha kaygılı ve telaşlı tepkiler verme eğilimimiz artar; oysa doğal olarak kabul ettiğimizde daha sakin ve kontrollü tepkiler verebiliriz. Kaldı ki, bütün ilişki ve iletişimlerde “sakin’’ “kontrollü” ve “kararlı” olmak oldukça kritik becerilerdir. Sükunetini, kontrolünü ve kararlılığını kolay kaybeden insanların en doğal ilişkilerinde bile krizler çıkma olasılığı her zaman daha yüksektir.Ebeveyn, elbette çocuğuyla ilişkisinde belirli bir yere kadar otorite uygulayacak, kurallar koyacaktır. Ve bunu da yapmak gerekir. Ancak, ebeveyn bu kuralları koyarken şunu da hiç unutmamalıdır. Biz kuralları koyarız, onlar fırsatını buldukça bu kuralları delerler. Bu doğal bir dinamiktir. Hatta diyebiliriz ki, bir ergen ebeveynin koyduğu her kurala uyuyorsa, kişilik gelişimi açısından pek de sağlıklı olmayan bir durumla karşı karşıya olabiliriz. Bu nedenle, ebeveyn-ergen ilişkisinde, doğası gereği bu tür ip çekme oyunları az ya da çok vardır.

Ergenle arkadaş olmak ve aynı zamanda da otoriteyi elden kaybetmemek doğru olandır diyebilir miyiz?

-Anne-babaların bazıları, çocuklarıyla iletişimlerini arkadaşlık ilişkisi olarak görmeyi tercih etmektedir. Bu ilk bakışta çok hoş gelebilir. Ancak, doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü, ebeveyn-çocuk ilişkisinin kuralları ile arkadaş-arkadaş ilişkisinin kuralları farklıdır. Buradaki en kritik nokta ebeveynin bilinç altı algısıdır. Bu algının ana fikri, “Kaliteli ilişki sadece arkadaşlık ilişkilerinde olur” şeklinde ifade edilebilir. Bu da çocukla kurulacak iletişimin başlangıç noktası adına hatalı bir düşüncedir.

Ergenin Duygusal Gelişimle İlgili İhtiyaçları ve Kaygıları nelerdir?

– Ergen karamsarlık, huzursuzluk ve iç sıkıntısı gibi hoşa gitmeyen duygulardan bunalır. Kendisine güven verecek ve duygusal durumların yaşa bağlı, bu çağa has ve geçici olduğunu anlatacak bir anne-babaya ihtiyacı vardır. “Anlaşılmamak” ergenlerin en belirgin sorunlarındandır. Anne ve babanın onu eleştirmeden, küçümsemeden, yargılamadan dinlemesi ve kendisini anlatmasına fırsat tanıması onu rahatlatacaktır. Ergenin, yeni ses tonuna ve ifade tarzına uyum sağlamada ve değişen bedensel hareketlerini kontrol etmede de anne-babaya ihtiyacı vardır.

Ergenlik dönemindeki gençlerin ilk önceliği arkadaşlarıdır kanısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Bireyin en büyük bilişsel, duygusal gelişme gösterdiği ve her şeyi eleştirip, oluşturup kendine özgü yeni bir dünya kurmaya çalıştığı ergenlik çağında,en önemli güven kaynağını arkadaşlık oluşturur. Bu nedenle olumlu/doğru davranışlara sahip arkadaşlar ergenin kişilik gelişiminde olumlu yol almasını sağlayacaktır.Hem kendi içinde hem de kişiler arasında yaşanacak çatışmaları önleyecektir. Ergen için bu dönemde arkadaşlarının önemi büyüktür. Arkadaşlar arasında gruplar oluşturulur ve bu grupların kendilerine özgü kuraları vardır. Ergen onu en iyi anlayan kişilerin artık arkadaşları olduğunu düşünmektedir.Dolayısıyla bu dönemde ailenin arkadaşlarına karışmasına veya onlarla vakit geçirmesine izin verilmemesine şiddetle tepki gösterirler. Kendisine konulan yasaklara sonuna kadar direnir ve sınırlarını zorlamaktan çekinmezler.Bu noktada anne ve babanın vereceği tepki önem kazanmaktadır. Ergenlik döneminde arkadaş edinemeyen, arkadaşlık ilişkisi kuramayan bir ergendeki bu boşluğu ailenin sevgisi ve yakınlığı dolduramaz.Genç, arkadaş grubunun içinde doğru ilişkiler geliştirmeyi, ilgilerini, yapmaktan hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeyleri keşfetmeyi, karşı cins ile iletişim kurmayı ve kendisini anlamayı öğrenir. Ancak aile hiçbir zaman gencin yerine onun arkadaşlarını seçmemeli, arkadaşlarının yanında ergeni küçük düşürücü veya kıyaslayıcı hareketlerden kaçınmalıdır. Ergenler neredeyse tüm enerjilerini bir gruba ait olmak için harcarlar. Grubun dışında kalmamak adına grubun tüm kural ve sınırlılıklarına uyum sağlar ve grup dışında kalmamak için neredeyse “baskı” altında kalabilirler. Bu durum, aslında içinde bulundukları yaş grubuna ve gelişim özelliklerine uygun bir gelişmedir. Bazı anne-babalar ergenlik dönemindeki çocuklarının hep evde oturup ders çalışmasından övgüyle bahsetmektedirler.Aslında bu durum ergenlerin içinde bulunduğu ruhsal, bilişsel ve fiziksel gelişim özellikleri ile çok örtüşmemektedir ve dikkatle takip edilmesi gereken bir noktadır. Her grubun kendine ait bazı özellikleri vardır. Grubun özelliklerine uygun olan giyinme tarzları, genel davranış biçimleri, konuşma şekilleri, kullanılan ifadeler, dinlenilen müzikler, gidilen yerler,“takılınan” mekanlar, boş zaman aktiviteleri aynıdır ve bize grubun özellikleri hakkında bilgi verir.

02144523_teen_parent

Ailelere ergen için 6 öneri
1. ARKADAŞLARINI TANIMAYA ÇALIŞIN
Aile, çocuğunun arkadaş ortamını ve mümkünse arkadaşlarının ailelerini tanımaya
çalışmalıdır. Bunun için kendi evinde programlar organize etmelidir.
2. ONLARI TANIMADAN ELEŞTİRMEYİN
Çocuğunun arkadaşlarını tanımadan eleştirmek ve kurduğu arkadaşlıktan men etmek
yapılacak en büyük yanlışlardandır.
3. PSİKOLOJİSİNE SAYGI GÖSTERİN
Aile yukarıda anlattıklarımız bağlamında bu arkadaşlığın çocuğu için ne anlam ifade ettiğini
ve çocuğunun içinde bulunduğu psikolojiyi anlamaya çalışmalıdır. Bu şekilde çocuğuna doğru
ve dostane yaklaşan aile çocuğuna daha samimi gelecektir.
4. ONA KARŞI OBJEKTİF OLMAYA ÇALIŞIN
Çocuğunun arkadaşları gerçekten kötü ise ve bu arkadaşlık zarar verir nitelikteyse, aile
öncelikle bu arkadaşları tanımalı ve gerçekten tanıdığına çocuğunu inandırabilmelidir. Bu
konuda bu arkadaşlarının önce iyi taraflarını görmeli ve çocuğuna bunları aktarmalı,
gözlemlediği yanlışları ve kaygılandığı hususları çocuğuyla paylaşmalıdır. Bu şekilde çocuk
ebeveynin objektif olduğunu düşünür.
5. SADECE NASİHAT ETMEK YETMEZ
Nasihatler bu dönemde pek fazla işe yaramaz. Bu sebeple bu konu ile ilgili çocuğa
aktarılması gerekenler varsa paylaşımcı bir ortam içinde ergenin de fikirleri alınarak ergene
sunulmalıdır.
6. OLUMLU HAREKETLERİNİ DESTEKLEYİN
Ergenin olumlu arkadaş ilişkileri desteklenmelidir. Ebeveyn, onunla ortak paydalar
bulabilmeli, sadece “yasakçı” konumunda olmamalıdır.

Sağlıklı Günler Dilerim.
Uzm. Dr. Burhan Burhanoğlu
Psikiyatrist & Psikoterapist
Sadi Pekin Caddesi No:12/1 Fethiye
(0252) 614 97 00
www.fethiyepsikiyatri.com
www.fethiyedanismanlik.com

Devamını Oku